İzmir de Ulaşım

HALKIMIZ İÇİN, “TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ” ve ÇIKIŞ YOLU ÜZERİNE

15 Nisan 2015, 00:42
H. Derya UYAN
 Ülkemizde ekonominin, siyasetin, eğitimin ve kısaca her şeyin yolunda gittiğini mi düşünüyorsunuz? 
Cevabınız “evet”, “emin değilim” veya “genelde evet” anlamındaysa, bilin ki siz toplum mühendisliği 
yöntemlerinden biri olan “algı operasyonu” kurbanlarından birisiniz. Ama üzülmeyin, yalnız değilsiniz. 
Halkımızın büyük bir çoğunluğu bu hareketin etkisi altında ve tepkisizlik mağduru.
Öncelikle “toplum mühendisliği” ve “algı operasyonu” kavramlarını açalım: Bunu internet üzerinden 
arayarak da kolayca yapabilirsiniz.
Wikipedia Özgür Ansiklopedi, Toplum Mühendisliğini şöyle tanımlıyor: Basitçe zihin mimarlığı veya 
daha karmaşık bir ifadeyle “Toplumsal psikolojik bilinç mimarlığı” denilen faaliyet. Uygulama toplum 
geneline, dar topluluklara veya kişilere karşı yürütülebilir.
Aynı kaynakta Toplum Mühendisliği, “toplumun demografisinde, yani toplumun yapısında, 
durumunda, dinamik özelliklerinde -tepkilerinde-, sosyal dokusunda, tarihten gelen yapısında 
değişiklik yapmak, tepkilerini, nefretlerini, isteklerini, sevgilerini, tutkularını ve kitlesel şekilde ifade 
ettikleri duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek, paralize (hareketsizlik, hareket 
azalması, tepkisizlik) edebilmek gibi yetileri içeren iştir. 
Böyle bir meslek dalı yoktur. Toplum mühendisliği, çeşitli meslek dallarından oluşan bir ekip 
tarafından, finansal destek, koruma, iletişim ve başka araçlar yardımı ile gerçekleştirilebilir. Daha çok 
askeri ve istihbari alanlarda kullanılan bir terimdir.” şeklinde ayrıntılı olarak açıklanıyor. Bu işi 
yürütmekte kullanılan araçların başında televizyon, gazete/dergi/kitap, sosyal medya/internet, radyo 
ve toplantı/panel gibi kitle iletişim araçları gelmekte.
2002 yılı seçimlerinde AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte, ABD ülkemizi bölerek topraklarımızdan bir 
“Kürdistan” çıkarma çabalarını bu iktidar aracılığıyla yürütmeye başladı.
Türkiye’de tüm TV kanallarında biri biterken diğeri başlayan ve beğeniyle izlenen diziler, görülmemiş 
eğlence programları, işte tam da bu sıralarda, hepsi aynı zamanlarda başlatılmadı mı? Yine tüm 
kanallarda birbirinin neredeyse kopyası, hepsi de aynı şeyleri söyleyen haber ve tartışma programları
yapılmıyor muydu? Tüm bunlar bugün halen aynı şekilde sürdürülmüyor mu? 
Yıllardır her gün farklı bir konu gündeme bomba gibi düşerken, PKK nefretiyle dolu toplum bugün 
“Özerk Kürdistan”ı tartışır duruma gelmedi mi? Borçlu yaşama geleneğine bir zamanlar yabancı olan 
insanlarımız, kredi borcu batağından henüz çıkabildi mi? Bugün yargı kararlarıyla kumpas olduğu 
apaçık ortaya çıkan bir dizi kirli oyun sahneye konulurken, tüm kanallar ve gazeteler hep bir ağızdan 
şanlı ordumuza atılan çamurları alenen desteklemiyorlar mıydı? Hele şu sıralar, bilinçaltında sözde 
Ermeni soykırımının var olduğu inancını taşıyanlar Atatürk’ün partisinden milletvekili adayı olarak 
halka cilalanmıyor mu?
Son 12 AKP yılında bunlar gibi binlerce olay yaşandı. Halkımız olayları takip edemeyecek kadar yorgun 
ve bezgin düşerken, ülkemiz madenlerinin, enerji santrallarının, dev fabrikalarının satıldığını ve 
kendisinin giderek yoksullaştığını fark etmez oldu. Hemen herkes, günlük geçim derdine düştü. 
Dünkü yoksullarımız bugün aç ve muhtaç, orta direğimiz ise bugün artık yoksul. Devlet bir “şirket”, 
vatandaş ise hem devletin hem de artık çoğu yabancılara ait olan binlerce şirketin “yağlı müşterisi” 
bugün...
Devam eden kitlesel tepkisizliğin sonu, kendi yurdumuzda bir azınlık olarak, topraksız, vatansız 
kalmak gibi görünüyor...

Bu makale 105458 kez okundu
Yükleniyor...