İzmir de Ulaşım

Balkan Göçü: Türkiye İçin İnsan, Sermaye ve Alet-Edevat Kaynağı

29 Mayıs 2026, 13:20
Biz Rumeliyiz Platformu

Balkan Göçü: Türkiye İçin İnsan, Sermaye ve Alet-Edevat Kaynağı

    1938 Türkiye–Yugoslavya göç sözleşmesi, Balkan Müslüman göçünü yalnızca insani veya etnik “anavatana dönüş” meselesi olarak değil, aynı zamanda nüfus, mal, üretim aracı ve ekonomik kaynak transferi olarak ele alıyordu. Sözleşmede Türkiye’nin 40.000 aileyi kabul edeceği, Yugoslavya’nın ise aile başına 500 Türk lirası ödeyeceği belirtilmişti. Ayrıca göçmenlerin kişisel eşyalarını, tarım aletlerini, makinelerini, meslek araçlarını ve belirli sayıda hayvanı yanlarında götürmesine izin veriliyordu. Bu durum, göçmenlerin Türkiye’ye yalnızca “nüfus” olarak değil; aynı zamanda emek gücü, zanaat bilgisi, tarımsal kapasite ve taşınabilir üretim araçlarıyla birlikte gelen bir kaynak olarak görüldüğünü göstermektedir.

    Sözleşmenin 13. maddesi bu açıdan çok önemlidir. Göçmenlere kişisel eşyalarının yanında büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarını, tarımsal veya sınai kullanım için ekipmanlarını, makinelerini ve meslek araçlarını götürme hakkı tanınmıştır. Bu hüküm, göçün yalnızca demografik değil, aynı zamanda ekonomik ve üretim odaklı bir yerleştirme politikası olarak tasarlandığını ortaya koyar.

    Aile başına öngörülen 500 Türk lirası, 1938 koşullarında ciddi bir meblağdı. O dönemde 1 ABD doları yaklaşık 1,30 Türk lirası düzeyindeydi; 1946’daki ilk büyük devalüasyondan önce doların 1,30 liradan 2,80 liraya çıkarıldığı aktarılmaktadır. Buna göre 500 lira yaklaşık 385 ABD doları ediyordu. ABD enflasyonuna göre 1938’deki 385 doların bugünkü alım gücü yaklaşık 8.800–9.000 ABD doları civarında hesaplanabilir.

    Ancak altın karşılığıyla bakıldığında tablo daha da çarpıcıdır. 1938’de altının resmi fiyatı ons başına yaklaşık 35 ABD dolarıydı. Bu hesaba göre 385 dolar yaklaşık 342 gram altına karşılık gelir. Güncel gram altın fiyatı yaklaşık 6.700 TL/gram düzeyinde alındığında, 500 Türk lirasının altın karşılığı bugünün parasıyla yaklaşık 2,3 milyon TL civarındadır.

    Bu nedenle 500 Türk lirasını yalnızca sembolik bir ödeme olarak görmek doğru değildir. Bu bedel, Yugoslavya açısından Müslüman nüfusun kırsal taşınmazlarının devri karşılığında ödenen bir tür tasfiye bedeli; Türkiye açısından ise yeni gelen nüfusun yerleşimi, üretime katılması ve ekonomik entegrasyonu için kullanılan bir kaynak niteliğindeydi.

    Bu sözleşme, Balkan göçünün arkasındaki sert gerçeği açıkça gösterir: Göçmenler yalnızca mağdur insanlar değil; aynı zamanda beraberlerinde emek, hayvan, alet, zanaat, tarım bilgisi, aile disiplini ve üretim kapasitesi getiren topluluklardı. Türkiye için bu göç, hem demografik güçlenme hem de Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde üretici nüfusun artırılması anlamına geliyordu.

    Bu nedenle Balkan muhacirleri, Türkiye’ye yalnızca sığınmadılar; Türkiye’nin insan sermayesini, üretim kültürünü ve toplumsal dayanıklılığını da güçlendirdiler.

    1938 Türkiye–Yugoslavya Göç Sözleşmesi farklı siyasi ve uluslararası nedenlerle tam olarak uygulanamamış, özellikle Atatürk’ün vefatı, II. Dünya Savaşı’nın yaklaşması ve diplomatik dengelerin değişmesi nedeniyle yürürlüğe girememiştir. Ancak sözleşmenin uygulanmamış olması, onun tarihsel değerini azaltmaz. Aksine bu belge, dönemin devlet aklının Balkan Müslüman göçüne nasıl baktığını açıkça göstermektedir: göçmenler yalnızca yer değiştiren insanlar değil; aileleri, hayvanları, tarım aletleri, meslek araçları, üretim bilgisi ve emek kapasiteleriyle birlikte aktarılan bir insan ve üretim kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Sözleşmede 40.000 ailenin Türkiye’ye kabul edilmesi, aile başına 500 Türk lirası ödeme yapılması ve göçmenlerin taşınabilir mallarını, hayvanlarını ve ekipmanlarını yanlarında götürebilmeleri açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle sözleşme, uygulanmamış olsa bile, Balkan göçlerinin yalnızca insani veya etnik değil; aynı zamanda demografik, ekonomik ve üretim temelli bir politika alanı olarak görüldüğünü göstermesi bakımından son derece önemlidir.

Yugoslavya’nın Güney Sırbistan Bölgesindeki Türk Nüfusunun Göçünü Düzenleyen Sözleşme’nin Tam Metin Türkçe Çevirisi

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yugoslavya Kralı Majestelerinin Hükümeti; Güney Sırbistan bölgesindeki Türk Müslüman nüfusun belirli kesimlerinde ortaya çıkan göç eğilimini dikkate alarak ve söz konusu nüfusun Yugoslavya’da her zaman gördüğü liberal ve cömert muameleyi takdir etmekle birlikte, meşru biçimde kendi doğal etnik anavatanıyla yeniden birleşme arzusuyla Krallık topraklarını terk etmeye kesin şekilde kararlı olduğunu göz önünde bulundurarak; bu göçün koşullarını derin dostluk ruhu içinde düzenlemek amacıyla bir Sözleşme imzalamaya karar vermişlerdir.

Bu amaçla tam yetkili temsilciler olarak:

Yugoslavya Kralı Majesteleri adına:

Bay …

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı adına:

Bay …

görevlendirilmiş; taraflar tam yetki belgelerini birbirlerine sunup usulüne uygun bulduktan sonra aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmışlardır.

 

Madde 1

Bu Sözleşmeden yararlanacak kişiler; Türk kökenli, Türk dilini konuşan ve Türk kültürüne mensup Yugoslav Müslüman vatandaşlarıdır.

Aşağıdaki kişiler bu Sözleşmeden yararlanamaz:

  • Türkiye yasaları uyarınca Türkiye’ye girişleri yasak olanlar,
  • göçebeler,
  • Çingeneler.

Madde 2

Bu Sözleşme kapsamında göçe tabi tutulacak bölgeler şunlardır:

1) Vardar Banovina bölgeleri:

Şar Dağları (Prizren), Gora (Dragaş), Podgora (Suva Reka), Nerodimlje (Uroševac), Aşağı Polog (Tetovo), Yukarı Polog (Gostivar), Galiç (Rostuša), Debre, Struga, Gračanica (Priştine), Kaçanik, Gnjilane, Preşevo, Prespa (Resen), Ohrid, Kičevo, Kruševo, Poreč, Prilep, Marihovo, Bitola, Kavadar, Negotino, Üsküp, Kumanovo, Veles, Ovče Pole, Štip, Kočani, Radoviš, Strumica, Dojran, Gevgelija, Kriva Palanka, Kratovo, Carevo Selo, Maleš.

2) Zeta Banovina bölgeleri:

Peja/Peć, Istok, Kosovska Mitrovica, Gjakova/Djakovica, Podrima (Orahovac).

3) Morava Banovina bölgeleri:

Llap/Lab (Podujevo), Vučitrn, Drenica (Srbica).

Göçün hangi bölgelerde başlayacağına Yugoslav Hükümeti karar verecektir.

Madde 3

Türkiye Hükümeti, Madde 2’de belirtilen bölgelerden ve bu Sözleşme koşulları çerçevesinde toplam 40.000 aile kabul edecektir. “Aile” terimi; aynı soy hattına mensup kişileri ve imza tarihinde bölünmemiş ortak kırsal mülkte ve aynı çatı altında yaşayan çocuklarını ifade eder.

Madde 4

Bu 40.000 ailenin anavatana dönüşü altı yıl içinde aşağıdaki kotalarla tamamlanacaktır:

  • 1939: 4.000 aile
  • 1940: 6.000 aile
  • 1941: 7.000 aile
  • 1942: 7.000 aile
  • 1943: 8.000 aile
  • 1944: 8.000 aile

Eğer yıllık kotalar koşullar nedeniyle gerçekleştirilemezse, taraflar diplomatik temsilcilikleri aracılığıyla üç ay önceden yeni sayıları belirleyecektir. Ancak yıllık sayı değişiklikleri toplam süreci bir yıldan fazla uzatamaz. Göç dönemi her yıl Mayıs başından 15 Ekim’e kadar sürecektir. İlk yıl göçler Temmuz 1939’dan itibaren başlayacaktır.

Madde 5

Bu Sözleşme yalnızca kırsal nüfusa uygulanır. Kentlerde yaşayan Türk Müslüman nüfusun şahısları ve malları bu Sözleşme kapsamına girmez. Bunlar isterlerse Türkiye’ye serbest göçmen olarak göç edebilirler. Kırsal ve kentsel mallarını tasfiye etme hakkına sahiptirler. Yugoslav Hükümeti, mal satışından elde edilen paranın Türkiye’ye transferi için gerekli kolaylığı sağlayacaktır. Türkiye Hükümeti de kesin giriş izinlerini sağlayacaktır.

Madde 6

Göç edecek kişilere ait tüm kırsal taşınmaz malların mülkiyeti, Yugoslav Hükümeti yıllık göçmen listesini Türkiye temsilcilerine sunduğu anda Yugoslav devletine geçecektir. Kentsel taşınmazlar ise sahiplerinin serbest tasarrufunda kalacaktır. Yugoslav Hükümeti bu taşınmazlara ancak göçmenler limana sevk edildikten sonra fiilen el koyacaktır. Mülkiyet devredildikten sonra Yugoslav Hükümeti bu malları Güney Sırbistan kolonizasyon yasalarına göre serbestçe kullanacaktır.

Madde 7

Yugoslav Hükümeti, Türkiye Hükümetine aile başına 500 Türk lirası ödeyecektir. 40.000 aile için toplam ödeme 20.000.000 Türk lirasıdır. Bu ödeme karşılığında göçmenlerin tüm kırsal taşınmaz mallarının mülkiyeti Yugoslav devletine geçecektir. Vakuf malları bu Sözleşme kapsamı dışındadır.

Madde 8

Yugoslav Hükümeti her yıl 1 Nisan ve 1 Ekim’de olmak üzere iki taksit halinde ödeme yapacaktır. Ödemeler toplam altı yıl boyunca 12 taksitte tamamlanacaktır.

Madde 9

Ödemenin %30’u döviz olarak, %70’i Yugoslav Ulusal Bankasında dinar hesabı olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına yatırılacaktır.

Madde 10

Dinar–Türk lirası kuru her ödeme günü Yugoslav ve Türk merkez bankaları tarafından birlikte belirlenecektir.

Madde 11

Türkiye Hükümeti Yugoslavya’dan çeşitli mallar satın almak için bu fonları kullanabilecektir. Bakır, yün, deri, ceviz ağacı, yağlı tohumlar, zeytin, buğday ve mısır gibi mallar yalnızca döviz karşılığı ihraç edilebilecektir. Bu mallar Türkiye’ye ihraç edilecektir. Vergi ve ihracat harçlarından muaf tutulacaktır.

Madde 12

Göç listesine alınan kişiler Yugoslav vatandaşlığından feragat ettiklerine dair yazılı beyan vereceklerdir. Türk temsilcileri isimlerini listeye eklediği anda Türk yasalarına göre göçmen kabul edileceklerdir.

Madde 13

Göçmenler kişisel eşyalarını, hayvanlarını, tarım makinelerini, meslek araçlarını  yanlarında götürme hakkına sahiptir. Yugoslav Hükümeti yalnızca limana kadar ulaşım, dört büyükbaş, on küçükbaş hayvanın taşınmasını ücretsiz karşılayacaktır. Ek hayvanlar indirimli tarifeden taşınacaktır. Kadınlar geleneksel altın ve gümüş takılarını yanlarında götürebilecektir. Aile reisleri 2.000 dinar nakit,  ayrıca 4.000 dinar değerinde döviz  çıkarabilecektir.

Madde 14

Göçmenler, şehir mallarının satışından kalan dinarlarla Yugoslav iç piyasasından mal satın alabileceklerdir. Bu mallar da vergi ve ihracat harçlarından muaf olacaktır.

Madde 15

Yugoslav Ulusal Bankası Türkiye Cumhuriyeti adına özel hesap açacaktır. Göçmenler paralarını bu hesaba yatırarak mal alımı yoluyla Türkiye’ye transfer edebilecektir.

Madde 16

Küçükler veya vasiler altındaki kişilere ait mal varlıkları Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine devredilecektir. Türkiye bu kişilerin korunmasından sorumlu olacaktır.

Madde 17

Göç listesinde bulunan Türk Müslüman gençler Yugoslav ordusundan terhis edilecektir. Göç yılı belirlenen bölgelerdeki gençler askere alınmayacaktır.

Madde 18

Yugoslav Hükümeti göçmen listelerini hazırlamak için özel komisyon kuracaktır. Bu komisyon iklim bilgileri,  meslekler,  göçmen bilgileri gibi verileri Türkiye temsilcilerine sunacaktır.

Madde 19

Göçler toplu Türk pasaportlarıyla gerçekleştirilecektir. Pasaportlar ve çıkış vizeleri ücretsiz olacaktır.

Madde 20

Selanik’te Türk-Yugoslav ortak komisyonu kurulacaktır. Komisyon, ulaşım, yardım, sevk,  gemiye bindirme  işlerini organize edecektir.

Madde 21

Bu Sözleşme iki hükümet tarafından onaylandığı tarihte yürürlüğe girecektir. Taraf temsilcileri işbu sözleşmeyi imzalamış ve mühürlemiştir. 1938 yılında Fransızca iki nüsha halinde düzenlenmiştir.

 

Kaynakça notu:

Yugoslavya Krallığı ve Türkiye Cumhuriyeti. (1938). Convention Regulating the Emigration of the Turkish Population from the Region of Southern Serbia in Yugoslavia. 11 July 1938. Metin için bkz. Madde 3, 6, 7 ve 13.

 

  
Yükleniyor...