|
05 Haziran 2026 Cuma
KAHİRE'DEN AKILDA KALANLAR
DOĞAN PREPOL doganprepol@hotmail.com
KAHİRE'DEN AKILDA KALANLAR
Sevgili yeğenim Arda, uluslararası bir şirketin Mısır’daki fabrikasında müdür olarak yaklaşık iki yıldır Kahire’de yaşıyor. Beni ve eşimi birçok kez davet etmesine rağmen ancak şimdi gitme fırsatı bulabildik. Beş gün boyunca bize unutamayacağımız bir Kahire gezisi yaşattı.
Müzeleri gezdik, piramitleri gördük, şehrin seçkin restoranlarında yemek yedik ve büyük alışveriş merkezlerini dolaştık. Kahire aslında iki farklı şehir gibi; bir yanda tarihi dokusunu koruyan Eski Kahire, diğer yanda ise modern yaşamın hâkim olduğu Yeni Kahire. Biz Yeni Kahire’de kaldık. Yeğenimin yaşadığı site, bizim alışık olduğumuz sitelerden oldukça farklıydı. Karşıyaka’nın Bahçelievler ya da Bahriye Üçok Mahallesi büyüklüğünde devasa bir yaşam alanı düşünün. İçerisinde beş katlı apartmanlar, villalar ve tripleks evler bulunuyor. Site son derece güvenli. Giriş çıkışlar kontrol altında, bariyerler ve güvenlik görevlileri mevcut. Üstelik marketten kafeye kadar ihtiyaç duyulabilecek hemen her şey sitenin içerisinde bulunuyor. İsterseniz günlerce dışarı çıkmadan yaşayabilirsiniz.
Kahire’de dikkatimi çeken birçok ayrıntı oldu. AVM’ler dışında alışveriş yaparken mutlaka pazarlık yapmak gerekiyor. Aksi hâlde ciddi anlamda fazla ödeme yapabilirsiniz. Trafik ışıkları oldukça az. Trafik kuralları var ama uyulup uyulmadığı tartışılır. Araç kullanmak gerçekten ustalık istiyor. Kornalar hiç susmuyor; özellikle motosiklet sürücüleri sürekli korna çalarak ilerliyorlar. Buna rağmen trafik, İstanbul’daki kadar yoğun görünmedi. Yeni Kahire’de yollar oldukça geniş. Birçok yerde beş şeritli bulvarlar bulunuyor. Kadın sürücü sayısı da dikkat çekici derecede fazla. Açık giyinen de var, başörtülü olan da, burkalı olan da. Her yaşam tarzından insanı bir arada görmek mümkün. Yeğenimin yaşadığı sitenin içerisinde yapay bir göl bulunuyor. Hafta sonları gençler burada vakit geçiriyor. Kızlı erkekli gruplar göl çevresinde oturuyor, geziyor ve sohbet ediyor. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Güvenlik görevlileri de sürekli bölgede bulunuyor.
Gezimizin en etkileyici duraklarından biri El Hüseyin Camii ve hemen yanındaki Han El-Halili Çarşısı oldu. Yaklaşık 700 yıldır faaliyet gösteren bu tarihi çarşı, Kahire’nin kalbi sayılıyor. Dar sokakları, baharat kokuları, bakır işlemeleri ve el sanatlarıyla insanı adeta geçmişe götürüyor. Biz de burada alışveriş yaptık ve tabii ki pazarlık yapmayı ihmal etmedik.
Bu çarşıda dikkatimi çeken bir başka ayrıntı ise İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy ile ilgiliydi. Mehmet Akif’in Kahire’de yaşadığı yıllarda da faaliyet gösteren tarihi bir kafeterya ve restorana gittik. Duvarlarda Mehmet Akif Ersoy’un fotoğraflarını görmek beni ayrıca duygulandırdı.
Mehmet Ali Paşa Camii’ni ziyaret ettik. Osmanlı döneminin Mısır’daki en önemli eserlerinden biri olan bu cami, Kahire’ye tepeden bakan görkemli bir yapı. Ayrıca Mısır Askerî Müzesi’ni gezdik. Müzenin bahçesinde firavunlardan modern döneme kadar Mısır tarihinde önemli yer edinmiş kişilerin heykelleri bulunuyor. Tanklar, toplar ve savaş uçakları da sergileniyor.
Mumya Müzesi ve Mısır Medeniyetleri Müzesi ise gezimizin en etkileyici bölümlerindendi. Binlerce yıllık mumyaları, heykelleri ve arkeolojik eserleri görmek gerçekten büyüleyici bir deneyimdi. Giza Piramitlerin yakınındaki müzelerde yapılan kazılarda bulunan gemiler, kıyafetler, günlük yaşam eşyaları ve erzaklar sergileniyor. Eski Mısırlılar ölümden sonraki yaşama inandıkları için hükümdarların mezarlarına ihtiyaç duyabilecekleri her şeyi koymuşlar. Müzeyi Japonlar inşa etmiş gerçekten çok güzel bir müze yapmışlar. Şehrin bir başka yüzünü de gördük. Dünyanın en ilginç yerleşimlerinden biri olarak gösterilen “Çöplük Mahallesi”nin yanından geçtik. Burada yaşayan insanlar yıllardır Kahire’nin atıklarını toplayıp geri dönüştürerek geçimlerini sağlıyorlar.
Opera Meydanı’nı ve büyük bir bit pazarı görünümündeki çarşı bölgesini gezdik. Ayrıca Arap Baharı’nın simgesi hâline gelen Tahrir Meydanı’nı da gördük. Çok büyük bir alan olmasa da Mısır’ın yakın tarihindeki en önemli olaylara tanıklık etmiş bir meydan.
Mısır’da dilencilerin özellikle cami çevrelerinde yoğun olduğunu gördük. Bahşiş kültürü oldukça yaygın. Birisi size yardımcı olduğunda ya da bir bilgi verdiğinde çoğu zaman bahşiş bekliyor. Camilerin minareleri genellikle köşeli mimariye sahip. Sokaklarda ve iş yerlerinin önlerinde namaz kılan insanlara sıkça rastlamak mümkün. Dikkatimi çeken bir diğer konu ise neredeyse her yerde ilahi ve dini müziklerin çalınması oldu. AVM’lerde, marketlerde ve çarşılarda bile bunları duyabiliyorsunuz.
Mısır halkının önemli bir bölümü ekonomik zorluklarla mücadele ediyor. Özellikle Eski Kahire’de yoksulluk daha belirgin hissediliyor. Buna karşılık Yeni Kahire; modern siteleri, yüksek katlı binaları ve villalarıyla daha varlıklı kesimin yaşadığı bir bölge görünümünde.
Mısır, insanlık tarihinin en eski ve en etkileyici uygarlıklarından birine ev sahipliği yapıyor. Piramitleri, tapınakları, müzeleri ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla adeta açık hava müzesi niteliğinde bir ülke.
Giza Piramitleri gezerken en çok düşündüğüm şey şuydu: Bundan yaklaşık 4.500 yıl önce, teknolojinin bugünkü seviyede olmadığı bir dönemde 150 metre yüksekliğinde bir yapıyı nasıl inşa ettiler? Her biri birkaç ton ağırlığındaki taş blokların üst üste yerleştirilmesi bugün bile büyük mühendislik projeleri gerektiriyor. Bu nedenle Gize Piramitleri yalnızca Mısır’ın değil, insanlık tarihinin de en büyük başarılarından biri olarak kabul ediliyor.
Mısır’a yaptığımız bu kısa seyahat, bize yalnızca yeni bir ülke görme fırsatı sunmadı; aynı zamanda binlerce yıllık bir medeniyetin izlerini yakından tanıma imkânı verdi.
İmkânı olan herkesin hayatında en az bir kez Mısır’ı görmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Mısır, sadece piramitlerden ibaret değil; tarihiyle, kültürüyle, insanlarıyla ve çelişkileriyle hafızalarda uzun süre yer eden bir ülke. Sağlıcakla kalın...
Yükleniyor...
|