|
03 Mart 2026 Salı
YÜCELCİLER VE DENİZ GEZMİŞ: TARİHİN İKİ AYRI COĞRAFYADA YAZILAN BENZER HİKÂYESİ
DOĞAN PREPOL doganprepol@hotmail.com
YÜCELCİLER VE DENİZ GEZMİŞ: TARİHİN İKİ AYRI COĞRAFYADA YAZILAN BENZER HİKÂYESİ
Bazı isimler vardır ki, üzerinden yıllar geçse de unutulmaz. Çünkü onlar sadece bir dönemin değil, bir vicdanın temsilcisidir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu isimlerden biridir.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan. Onlar, Türkiye’nin bağımsızlığına inanan, emperyalizme karşı çıkan gençlerdi. 28 Şubat 1947’de dünyaya gelen Deniz Gezmiş, henüz 25 yaşındayken, 6 Mayıs 1972 sabahı idam sehpasına yürüdü. Yanında dava arkadaşları Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan vardı. Arkalarında ise inandıkları bir ülke hayali.
Onlar silahlarını halka doğrultmadılar. Askere kurşun sıkmadılar. Bir can almadılar. Ancak kendi canlarını, inandıkları bağımsızlık ülküsü uğruna verdiler. Tartışmalar bir yana, tarih onları genç yaşta idam edilen üç idealist olarak kaydetti.
Benzer bir dram, Türkiye’den uzakta; Balkanlar’da yaşandı. 1948 yılında, bugünkü Kuzey Makedonya toprakları Yugoslavya Federasyonu içerisindeydi. O dönemde Türklere, Boşnaklara ve Arnavutlara yönelik yoğun baskı ve asimilasyon politikaları uygulanıyordu. Müslüman kimliği hedef alınmış, kültürel varlık sistemli biçimde zayıflatılmaya çalışılmıştı.
Tam da bu atmosferde, Şuayip Aziz İshak ve arkadaşları tarih sahnesine çıktı. Ali Abdurrahman Ali, Nazmi Ömer Yakup, Adem Ali Adem ve diğer dava arkadaşları, Yücel adı altında örgütlenerek halklarının kimliğini ve haklarını savunmayı amaçladı. Hareketin temelleri 1937’de atıldı; 1944’te ise Yücel adını aldı. Bu insanlar eğitimliydi, bilinçliydi ve toplumlarının geleceği için kaygı duyuyorlardı.
Ancak baskıcı yönetimler fikirden korkar. 19 Ocak 1948’de başlayan yargılama süreci, 25 Ocak’ta jet hızıyla verilen kurşuna dizilme kararıyla sonuçlandı. Şuayip Aziz İshak, Nazmi Ömer Yakup, Ali Abdurrahman Ali ve Adem Ali Adem üç arkadaşıyla kurşuna dizilerek idam edildi. Diğer Yücelciler uzun yıllar hapis cezalarına mahkûm edildi. Bu karar yalnızca birkaç kişiye değil, tüm Müslüman topluluklara verilmiş bir gözdağıydı. Bu halk kahramanlarına mezarları bile çok görmüş olacak ki o günkü yönetim cesetleri nereye gömdüğünü ailesine söylemedi. Bugün bu halk kahramanlarının maalesef mezarları yok.
Tarih farklı coğrafyalarda benzer hikâyeler yazar. Deniz Gezmiş ve arkadaşları Türkiye’de; Şuayip Aziz İshak ise Yücelciler olarak Balkanlar’da… İki farklı ülke, iki farklı dönem, fakat benzer bir kader: Genç yaşta ödenen ağır bedeller.
Elbette bu isimler üzerine farklı görüşler vardır ve olmaya da devam edecektir. Ancak inkâr edilemeyecek gerçek şudur: Bu insanlar inandıkları değerler uğruna hayatlarını kaybetmişlerdir. Onları bugün hâlâ anmamızın nedeni de budur. Çünkü bazı ölümler sadece bir hayatı değil, bir hafızayı da şekillendirir.
Aslına bakarsanız ne Deniz Gezmiş ve arkadaşları ne de Şuayip Aziz İshak ve dava arkadaşları bir terör örgütü mensubuydu. Her iki grup da halklarının özgürlüğünü savunmuş, inandıkları dava uğruna bedel ödemiştir.
Bugün hem Türkiye’de hem Balkanlar’da bu iki cesur grubun mensupları isimleri törenlerle anılıyor. Onlar belki fiziksel olarak aramızda değiller, fakat tarihî hafızada ve halklarının kalbinde yaşamaya devam ediyorlar. Tarih, bedel ödeyenleri unutmaz.
Sağlıcakla kalın Yükleniyor...
|