|
02 Kasım 2026 Pazartesi
Bot ve NPC insanlar
Bot ve NPC insanlar
Son dönemlerde sıkça dile getirilen kavramlar var… Bot ve NPC insanlar. İnternette sıkça karşılaşılan “NPC insanlar” ve “bot insanlar” kavramları, yalnızca bilgisayar oyunlarıyla sınırlı kalmayıp felsefe, psikoloji, sosyoloji ve bilinç tartışmalarının da konusu haline geldi. Bu kavramların arkasında önemli bir soru var... İnsanlar gerçekten kendi düşünceleriyle mi hareket ediyor, yoksa büyük ölçüde programlanmış alışkanlıkların, toplumsal kalıpların ve algoritmaların etkisi altında mı yaşıyor? Sabah uyanıyoruz. Telefonu elimize alıyoruz. Birkaç haber, biraz siyaset, biraz magazin, birkaç öfkeli yorum... Sonra kahvaltı, işe gidiş, trafik, akşam televizyon ve uyku. Ertesi gün aynı program yeniden başlıyor. Arada bir de sosyal medyada birbirimize akıl veriyoruz. Herkes her şeyi biliyor, herkes haklı, herkes uzman. Dünyayı kurtarmaya hazır milyonlarca insan var ama henüz kendi hayatının kumandasını eline alabilmiş olanların sayısı biraz şüpheli! Bilgisayar oyunlarındaki NPC’nin açılımı Non-Player Character. Yani oyuncunun kontrol etmediği, önceden belirlenmiş davranışları tekrarlayan karakter. Bir de botlar var. Onlar da kendilerine verilen komutları yerine getiriyor. Biri otomatik mesaj atıyor, diğeri otomatik cevap veriyor. Şimdi asıl soruya gelelim... Acaba gerçek hayatta da NPC ve bot gibi yaşayan insanlar var mı? Yanlış anlaşılmasın, kimsenin kafasına bir çip takıldığını veya insanlığın gizli bir yazılım tarafından yönetildiğini iddia etmiyorum. Ama etrafımıza biraz dikkatli bakarsak, bu benzetmenin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak hiç de zor değil. Birisi bir şey söylüyor, bin kişi tekrar ediyor. (Kimse alınmasın diyeceğim ama alınanlar olacaktır. Şu cuma, dini ve milli bayram mesajlarını otomatik gönderen arkadaşlara sesleneceğim. Lütfen göndermeyin.) Bir siyasi lider konuşuyor, taraftarları aynı cümleleri kuruyor. Sosyal medyada bir konu gündem oluyor, herkes aynı anda uzman kesiliyor. Ertesi gün gündem değişiyor, dünün uzmanları bugünün başka bir meselesine geçiyor. Sanki toplumun ortak bir kumandası var. Pilleri de hiç bitmiyor! * İşin ilginç tarafı, bu tartışma yeni değil. Sıra dışı düşünürlerden olan Georges Ivanoviç Gurdjieff, yıllar önce insanın büyük bölümünü otomatik davranışlarla yaşayan bir varlık olarak tanımlamış. Ona göre insan, kendisini özgür iradeye sahip, bilinçli ve kararlarını kendi veren bir varlık olarak görse de çoğu zaman alışkanlıklarının, korkularının, arzularının ve dış etkilerin esiriydi. Gurdjieff'in insanın mekanikliği üzerine düşünceleri, bugünkü NPC kavramını da hatırlatıyor. Düşünün, bir insan her sabah aynı saatte kalkıyor, aynı şeyleri düşünüyor, aynı insanlara kızıyor, aynı siyasi tartışmaları yapıyor, aynı hataları tekrarlıyor. Üstelik bütün bunları kendi özgür iradesiyle yaptığını sanıyor. Gurdjieff'in yaklaşımında asıl mesele tam da burada başlıyor... İnsan, çoğu zaman ne yaptığının, neden yaptığının ve kendisini neyin yönlendirdiğinin farkında değil. Onun öğretisindeki önemli kavramlardan biri de "kendini hatırlama". Yani insanın yalnızca yaşadıklarının içinde sürüklenmesi değil, kendisini, düşüncelerini ve davranışlarını gözlemleyebilmesi. Başka bir ifadeyle, hayatın içinde otomatik pilota bağlanmışken bir anlığına kumandayı eline almak! Tabii önce kumandanın nerede olduğunu bulmak gerekiyor. * Bugünün bot insanlarını düşünelim. Bir konuda hiçbir araştırma yapmadan kesin konuşabiliyorlar. Bilmedikleri konuda uzman, görmedikleri olayın şahidi, okumadıkları kitabın eleştirmeni olabiliyorlar. Bir haberin doğruluğunu kontrol etmeye ihtiyaç duymuyorlar. Çünkü paylaşan kişi kendi mahallesinden! Bir düşünceyi savunurken gerekçeleri değil, kimin söylediğini önemsiyorlar. Aynı söz kendi taraflarından gelince alkış, karşı taraftan gelince kıyamet! Bu tarz insanları daha çok siyasi parti ve futbol takımı taraftarlarında görüyoruz. Bot insanların bir özelliği de empati duygularının neredeyse hiç olmaması. Bunlara bir de sosyal medya algoritmalarını ekleyelim... Algoritma neyi seveceğimizi, neye kızacağımızı, hangi videoyu izleyeceğimizi tahmin ediyor. Biz de kendi tercihimizi yaptığımızı sanıyoruz. Bir bakıma teknoloji çağında insanın en büyük özgürlüklerinden biri, kendisine sunulan seçeneklerden hangisine tıklayacağını seçmek olmuş durumda. * Aslında işin en komik tarafı şu... Herkes kendisini uyanmış sanıyor. Bir kesim diğerlerini koyun sürüsü olarak görüyor. Diğer kesim de ilk kesimi aynı şekilde tanımlıyor. Herkesin gözünde kendisi bilinçli, karşısındaki ise programlanmış! Oysa Gurdjieff'in düşüncelerinden çıkarılabilecek en önemli ders, önce insanın kendisine bakmasıdır. Başkalarının otomatik davrandığını söylemek kolay. Peki biz ne kadar otomatiğiz? Kendi düşüncelerimizi gerçekten kendimiz mi oluşturuyoruz? Yoksa çocukluğumuzdan beri öğrendiğimiz kalıpları mı tekrar ediyoruz? Bir konuda fikrimizi değiştiremiyorsak, bunun nedeni düşüncemizin sağlamlığı mı, yoksa egomuzun yenilgiyi kabul edememesi mi? Belki de en büyük NPC, kendisini herkesten daha bilinçli sanandır. Gurdjieff'in öğretisinde insanın kendisini tanıması ve otomatik davranışlarının farkına varması önemli bir yer tutuyor. Bugün buna birkaç yeni madde eklemek gerekiyor... Her gördüğün habere inanma. Her duyduğun sözü tekrarlama. Her çoğunluğa katılma. Her otoriteye teslim olma. Kendi düşünceni sorgulamaktan korkma. En önemlisi, başkalarını NPC ilan etmeden önce kendi sistemini kontrol et! Çünkü insanın en büyük yanılgısı, gözleri açık olduğu için uyanık olduğunu sanmasıdır. Belki de çağımızın en büyük trajedisi, milyonlarca insanın birbirine uyanmasını tavsiye ederken kendisinin halâ uyuyor olmasıdır. Uyanmak için Matrix filmindeki gibi kırmızı veya mavi hapı içmek söz konusu değil elbette. Gurdjieff'in öğretisinde dediği gibi... Önce kendini fark et. Sonra dünyayı değiştirmeye kalk! Yoksa hayat boyu aynı replikleri tekrarlayan bir NPC olarak yaşayıp, kendimizi oyunun başrol oyuncusu sanabiliriz. Üstelik oyunun sonunda verilecek bir başarı ödülü de yok! Sadece şu mesaj çıkacak... "Otomatik yaşam başarıyla tamamlandı. Bilinçli yaşam hiç başlatılamadı." Yükleniyor...
|
|