|
16 Ağustos 2026 Pazar
DİKİLİ DİKİLİ DUYUYORMUSUN ?Güzel Dikili Osman Özgüven mirasını bitiremeyen yöneticilerin duyar mı bunu?
İzmir / Dikili, Osman Özgüven’in büyük ve fedakarlıklarla dolu hikayesinin eseridir.
1980 faşist darbesinin hemen ertesinde Türkiye’de demokrasinin nefes aldığı, İzmir’in istisnai bir küçük ilçesiydi. Yaz aylarında başlayan festival günleri, ülkenin aydınlık insanlarına dolu dolu ev sahipliği yapıyordu. O günün koşulları göz önüne alındığında Osman Özgüven ismi, tüm yurtsever ve demokrat insanlarımızın gönlünde bir bayrak gibi dalgalanıyordu. Türkiye'nin yurtsever, devrimci sanatçıları gece konserleri verir; ülkenin aydınları, yazarları ve düşün adamları cezaevinden çıkar çıkmaz soluğu Dikili panellerinde alarak insanlara birer nefes olurlardı. Osman Özgüven’in "Sosyal Belediyecilik" anlayışı, her yaz insanlara destansı hikayeler yaşatıyordu. Dün akşam Dikili’deydim. Sosyal medya üzerinden "Dikili Sanatseverler Topluluğu" adıyla örgütlenen ve "Cumartesi Müzik Geceleri"nde kendiliğinden bir araya gelen görkemli bir kalabalıkla beraberdim. Çalabildiği enstrümanı kapıp gelen iyi yürekli insanlar, alandaki mütevazı bir sahneye yerleşip hep birlikte türküler, şarkılar söylüyordu. Bu, halkta karşılık bulmuş ve kalıcı olmuş bir Osman Özgüven mirasıydı. Halk, o güzel atmosferi hâlâ yaşatıyordu. Gözlerim Dikili Belediyesi'ni aradı... Bu kadar kendiliğinden bir araya gelmiş insanlara dair bir katkıları, bir uygulamaları var mı diye... Işıklara baktım; standart sokak aydınlatmasının dışında geceye dair özel hiçbir şey yoktu. Palmiyeler bölgesi olarak anılan yerde, insanların gündüz kendi olanaklarıyla gölgelikler yaptığı, denize girip çıktığı bir sahil şeridi uzanıyordu. "Belediyenin bir etkinliği var mı?" diye bakınırken insanlara yakışacak hiçbir şey olmadığını gördüm. Ancak hakkını yemeyelim; tuvaletler vardı ve temizdi. Yine de bu güzel detayın hemen yanında bir saçmalık eksik değildi. Fotoğrafta da görebileceğiniz gibi, Belediye "YASAK" sözcüğünü adeta insanların gözüne sokmuştu. Oysa o tabelanın hiçbir yaptırım gücü yoktu. Hem düşünce hem de uygulama olarak saçmalıktan başka bir şey değildi o uyarı. "Engelli Olmayan Giremez" uyarısını oraya diken kafayı kutlamak gerek! İnsanları nasıl böyle bir dille karşılamayı akıl edebildiler acaba? Kendilerince engelli vatandaşları koruma içgüdüsü sergilerken, içlerindeki yasakçı zihniyeti dışa vurmuşlar. Oysa medeni bir anlayış orada şöyle demez miydi: "Öncelik Engelli Vatandaşlarımızındır"? Kaldı ki Dikili insanına bu söz bile fazla gelir; çünkü Dikili, iyi insanların yurdudur. Sözün kısasını, orada gözleri yaşlı bir anne dile getirdi. Emekli olup Karadeniz’e yerleşmeye karar veren arkadaşına öğüt verirken şöyle diyordu: "Yolları delik deşik, çöplerini bk götüren ama iyi insanları hâlâ var olan bir Dikili olarak anımsa burayı..."* Üzerine başka söz söylemeye gerek duymadım. Dikili’nin yolları gerçekten berbattı. Belediyeciler Osman Özgüven mirasını hoyratça tüketmeye dursunlar; bir de utanmadan reklam panolarına "Dikili İçin Çalışıyoruz" diye ilanlar asmışlar. Ranta çalışmaya "çalışmak" denirse, evet çalışıyorlar. Ama halka hizmetin zerresi kalmamış Dikili’de... Haber Kaynağı: EGEDE SENTEZ
Yükleniyor...
|