İzmir de Ulaşım

BİR CUMHURİYET GERÇEĞİ; İSMET İNÖNÜ

Kuvayi Milliye’nin Anadolu topraklarından atılmasını isteyen Ali Kemal, eğer Mustafa Kemal’ler temizlenmezse, Yunan işgalinin yayılacağı “uyarısında” bulunuyordu...

29 Ekim 2018 Pazartesi 01:43
Bisikoop
 "...İlk işleri Anadolu'nun henüz istilaya uğramamış yerlerini, Mustafa Kemal'lerden, Ali Fuat'lardan... O İpsiz sapsız, akılsız, fikirsiz zorbalardan, canilerden... Kan, can, mal... Ne pahasına olursa olsun temizlemekten ibarettir. Artık bu herifleri yargılamaya da zaman ve olanak kalmamıştır. Çünkü hükümet bu görevi hemen yerine getirmezse - Yunan kumandanlığının açıkça belirttiği gibi - Bursa'ya kadar gelen yabancı istilasının Ankara'ya, Trabzon'a, hatta daha ötelere kadar uzandığını, hem de gene aleyhimize olan daha ağır koşullarla uzandığını göreceğiz."

5 Ağustos 1920’de Ali Kemal, Peyam-ı Sabah gazetesinin başyazısından, Osmanlı hükümetine böyle seslenmişti… Kuvayi Milliye’nin Anadolu topraklarından atılmasını isteyen Ali Kemal, eğer Mustafa Kemal’ler temizlenmezse, Yunan işgalinin yayılacağı “uyarısında” bulunuyordu.  Ali Kemal’in kaleminden bu satırlar dökülürken Gelibolu işgal edilmiş, Osmanlı Sevr’i imzalamaya hazırlanıyordu…
Son nefesini verdiği ana kadar Milli Mücadele’ye kin besleyen, “vatan haini” olarak anılan Ali Kemal, Ankara’ya yargılanmak için götürülmek üzereyken, İzmit’te, yargılanmasına karşı olan Sakallı Nurettin Paşa’nın emriyle 6 Kasım 1922’de linç edilerek öldürülür.
Aynı gün şehre İsmet İnönü’nün de bulunduğu Murahhas Heyeti gelecektir.
Sakallı Nurettin, Ali Kemal’in bir çarşaf ile sarılmış ve önüne iğnelenen bir kartona “Din ve Vatan Haini” yazılmış cesedini, gelen heyetin görebileceği şekilde demiryolu üzerindeki bir sehpaya astırır. Sakalını tarar, başına güzel bir kalpak sırtına da şık bir palto alır ve heyeti karşılamaya gider.
Ancak İsmet İnönü, bu durumu Sakallı Nurettin’in beklediği şekilde karşılamaz, rahatsız olur.
Mustafa Kemal, şeriat isteği bilinen Nurettin Paşa için Nutuk’ta “Büyük Zafer’in şerefinden pay almaya en az hakkı olanlardan biridir” der.

“VATAN HAİNİ”NİN OĞLUNDAN BAŞARILI BİR DİPLOMATA…
Ali Kemal’in ardında 26 yaşındaki eşi Sabiha Hanım’la 8 yaşındaki oğlu Zeki kalır. Ali Kemal’in ölümünden 2 ay sonra; 1923’ün Ocak ayında Sabiha Hanım, oğlu Zeki’yi alarak Sirkeci Garı’ndan Doğu Ekspresi’ne binerek Almanya’nın yolunu tutar.
Zeki’nin gençlik yılları yurtdışında geçer, İsviçre’de hukuk eğitimi alır. Hukuk doktorası yapan, 7 dil bilen Zeki, İsviçre’de akademide kalma tekliflerini reddeder ve “Benim yerim Türkiye’dir” der. Genç Zeki, 15 yıl sonra 1938’de Türkiye’ye geri döner.
Türkiye’de çeşitli üniversitelere başvurur, kabul edilmez. Ali Kemal’in oğlu olmak, bütün kapıların yüzüne kapatılmasının asıl sebebidir.
Zeki, üniversitelerin kapısı yüzüne kapanınca, askerlik vazifesini yapmak ister. Denizli’de askerlik görevini yaparken, gazetede “Hariciye’ye sınavla memur alınacağını” okur. Komutanların izniyle 1940 yılının Ağustos ayında Ankara’ya gider, sınava girer ve kazanır da…
Zeki’nin Hariciye sınavına girmesi, bakanlıkta sorun yaratır. “Ali Kemal Olayı”nın üzerinden çok yıllar geçmiştir ancak, bir “vatan haininin” oğlunun bakanlığa alınma ihtimali tartışma başlatır. Tartışma, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye aktarılır. İnönü, kendisine durumu aktaranlara tepki gösterir ve Zeki’nin sınava girmesinin önünü açar.
İnönü’nün talimatıyla Zeki sınava girer. Sınavda birinci olur.
O, artık “vatan haini”nin oğlu değil, Hariciye’nin kıymetli bir diplomatı Zeki Kuneralp’dir.
Bükreş, Prag, Paris, Bern, Londra, Madrid Büyükelçiliği, NATO Türkiye daimi temsilciliği ve Hariciye’nin tepe noktalarından Genel Sekreterliği görevlerinde bulunur.

“HAYRETLER İÇİNDE KALMIŞTIM”
Zeki Kuneralp, İsmet İnönü’nün kendisiyle ilgili takdirini hiçbir zaman unutmaz. Anılarında şöyle yazar:
“… Yıllar geçti. 1963’ün kasım ayında Ankara’da idim… Bern Büyükelçiliği’nden Londra Büyükelçiliği’ne nakledilmiştim. Usul gereğince, o tarihte Başbakan olan İnönü’nün huzuruna da çıktım. Görüşme sonunda, arz edeceğim özel bir husus olduğunu belirterek:
-Paşam, size bir şükran borcum vardır. Bugüne kadar ödeyemedim. Müsaadenizle şimdi ödemek istiyorum, dedim. 23 yıl önce Hariciye’ye başvurduğum vakit hakkımda beliren tereddütleri ve bunların nasıl ortadan kalktığını anlatmaya başladım. İnönü sözümü kesti ve:
-Biliyorum evladım, biliyorum. Teşekkür ederim, dedi.

Hayretler içinde kalmıştım. ‘Olayı’ anımsamasını beklemiyordum. Üstelik bir de teşekkür ediyordu. Şaşırdım. Bir şeyler kekeleyip izin aldım ve odasından çıktım.”
BİZİM SADECE ERDEMİMİZ VAR
Cumhuriyet’i kuranlar, “vatan haininin oğlu” diye yüzüne kapıların kapandığı Zeki Kuneralp’i kahraman bir diplomat yaptı. Öyle ki; Madrid Büyükelçiliği döneminde, bacanağı ve karısı arabayla büyükelçilik binasından çıkarken kurşun yağmuruna tutuldu, arabanın arkasından bakmakta olan Zeki Kuneralp’in gözleri önünde öldürüldü. ASALA’nın düzenlediği saldırıda ölen karısı Zeki Kuneralp’in içinde dinmez bir acı yarattı. Eşinin acısını içinde sakladı ve emekli olana dek 1 buçuk yıl daha Madrid Büyükelçiliği görevini sürdürdü…
Bugün ise, AKP teşkilatından referans alamayan ya da muhalif olan insanların kamudan ihraç edildiği, işe alınmadığı bir dönemden geçiyoruz. Zeki Kuneralp gibi efsanelerin geçtiği Hariciye’de artık eski AKP milletvekilleri cirit atıyor. İnönü gibi erdemli bir insanın koltuğunda, tek kriteri kendisine gösterilecek itaat ve sadakat olan insanlar oturuyor.
Oysa Cumhuriyet, Montesquieu'nün deyişiyle "erdemli insanların rejimidir."
Cumhuriyet’i boğmayı başaramayan irade, bizden evvela erdemli olmayı çaldı. Bugün elimizde fenerle, Cumhuriyet’i yeniden şahlandırmak için erdemi arıyoruz.
Çünkü Robespierre’in deyişiyle;
“Tüm günahlar onlar adına savaşıyor; Cumhuriyet’in ise sadece erdemleri var. Erdemler, yalındır, alçak gönüllüdür, fakirdir, çoğu zaman cahildir, bazen kasabadır; yoksullara özgüdür ve halkın mirasıdır. Kötülükler ise, hazinelerle çevrilmiş, zevkin tüm ihtişamını ve hainliğin çekiciliğini kuşanmış, suç için kullanılan her türlü tehlikeli yetenekle takviye edilmişlerdir.”
Sami Menteş
Haber Kaynağı: ESH
------------------------------------------------------
Haber sitemiz 2010 yılından beri nette yayında.Yazın dostu her kesin yazabileceği bir anlayıştayız.Namuslu yazın dostları buraya yazabilir.egedesentez@gmail.com
-------------------------------------------------------
Yükleniyor...