İzmir de Ulaşım

İZMİR DEVLET KOROSUNDA KONYA RÜZGÂRI

İzmir Klasik Türk Musikisi Devlet Korosu, kültürel sürekliliğin en zarif örneklerinden birine ev sahipliği yaparken, Konya’dan gelen özel bir isim sahneye derinlik kattı. Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu şefi Ufuk Yürüç, yalnızca bir konuk sanatçı değil; aynı zamanda tasavvuf musikisinin içsel dünyasını taşıyan bir yorumcu olarak dinleyicinin karşısına çıktı.

10 Nisan 2026 Cuma 12:58

Bornova Kültür Merkezi Rakım Elkutlu sahnesindeki konserin ilk bölümünde mini koro Gülizar makamının incelikli yapısını gözler önüne serdi. 

Derya Öğünç, Eda Narlıoğlu, Candan Timur, Pervin Ziyagil, Sıla Genç, Osman Ziyagil, Cem Tosun, Ahmet Nuri Çağdaş, Ahmet Faruk Ayaz ve Utku Bahar'dan oluşan koro, Gülizar makamının zarif dokusu içinde bulunan duygulu Hüseyni ezgilerini parlak ve coşkulu Karcığar nağmeleriyle birleştirerek seslendirdiler.  




Hüseyni’nin içe dönük lirizmi ile Karcığar’ın daha parlak ve coşkulu
 karakteri arasında dengeli bir geçiş sunan koro, birlikte nefes alıp veren bir organizma gibi hareket etti. 


Bu geçişler, yalnızca teknik bir ustalık değil, aynı zamanda makamlar arası duygusal sürekliliğin de başarılı bir yansımasıydı.
 

Tanburi İsak’ın Gülizar peşreviyle başlayan ilk bölüm, klasik formun disiplinini hatırlatırken; beste, ağır semai, yürük semai ve saz semaisi gibi formların ardışık icrası, repertuvarın bütünlüklü bir anlatıya dönüşmesini sağladı. 

İkinci bölümde sahneye çıkan Ufuk Yürüç ise atmosferi belirgin biçimde dönüştürdü.  

Hicaz, Hüzzam ve Uşşak makamlarında seslendirdiği eserlerde yalnızca teknik yeterlilik değil; temiz ağızla okuyuş, tavır, duygu ve içsel derinlik ön plana çıktı.  



Ayrıca kıymetli bestekarların uzun zamandır okunmayan icra zorluğu yüksek eserlerini klasik kıvrak hançereler ve mana prozodisinin gerektirdiği nüanslarla seslendirmesi, dinleyiciyi pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, adeta bir iç yolculuğun parçası haline getirdi. 

Ufuk Aşkın’ın Hüzzam makamına yaptığı geçiş taksimi ile Önay Akan’ın Uşşak makamına uzanan ince dokunuşları, konserin en rafine anları arasında yer aldı. Bu taksimler, yalnızca teknik becerinin değil, makam bilgisinin ve estetik sezginin de güçlü bir göstergesiydi. 

Ancak gecenin belki de en dikkat çekici yönü, sahnedeki yüksek sanat seviyesine karşın salonun yeterince dolmamasıydı.  

Bu durum, günümüz kültürel tüketim alışkanlıkları üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor.  

Zira böylesine nitelikli icraların sınırlı bir dinleyici kitlesine ulaşması, yalnızca bir organizasyon eksikliği değil; aynı zamanda kolektif estetik algımızın da sorgulanması gereken bir göstergesi. 


Sonuç olarak bu konser, yalnızca bir müzik dinletisi değil; İzmir ile Konya arasında kurulan zarif bir köprüydü. 
 

Bu köprüden geçenler ise, sadece sesleri değil; yüzyılların birikmiş ruhunu da duyma ayrıcalığına sahip oldu. 

 

Haber: Murat Adıtatar 


Yükleniyor...