İzmir de Ulaşım

FETÖ BORSASI VE GİZEMLİ CİNAYET

Barış Pehlivan, genç ve iliğine kadar gazeteci...İzmir'de ki "bilinen ama bilinmez kılınan" bir cinayete ışık tutuyor.İçinde siyasetçinin, istihbaratçının ve mafyanın olduğu bir organizasyondu. FETÖ Borsası işletiliyordu. Özetle, Susurluk gibiydi.

31 Mayıs 2019 Cuma 22:46
 Önce: Cumhurbaşkanı Erdoğan Yargı Reformu’nu açıklarken "Adaletin küçüldüğü yerde zulüm büyür” dedi.

Sonra: HSK, 4 aydır boş olan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koltuğuna Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre’yi atadı.

Bu ikisi arasında, Perşembe akşamı bir suikast gerçekleşti. İzmir’de Ahmet Kurtuluş öldürüldü. 

Anadolu Ajansı’nın cinayet haberinde “iş adamı” diye tanıttığı, eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı olduğunu gizlediği bir isimdi Ahmet Kurtuluş.  

Ahmet Kurtuluş, aynı soyada sahip olduğu Serkan Kurtuluş’un liderliğindeki suç örgütüne yardım etmekle suçlanıyordu. 

İddia o ki; gözaltına alınacak FETÖ şüphelilerinin listesini Serkan Kurtuluş’a sızdırmakta aracıydı. Çete, dönemin İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen’den alındığı belirtilen bu listedeki Fethullahçılara, cezaevi öncesi bir çıkış kapısı sağlıyordu. 

Kimi Fethullahçılar da, polis süsü verilerek çete tarafından kaçırılıyor, kamera karşısında çıplak tutuluyor, dövülüyor, para vermek zorunda bırakılıyordu. 

İçinde siyasetçinin, istihbaratçının ve mafyanın olduğu bir organizasyondu. FETÖ Borsası işletiliyordu. Özetle, Susurluk gibiydi. 

69 sanıklı bir dava açıldı açılmasına ama, örgüt lideri Serkan Kurtuluş Gürcistan’a kaçtı. Batum’da tutuklanması da, şüpheli bir şekilde serbest bırakılması da aniden oldu. 

İstihbaratçı Kudret Dikmen tutuksuzdu, Emniyet’te pasif görevde tutuluyordu. 

Ahmet Kurtuluş ise ev hapsindeydi. Duyuldu ki; etkin pişmanlıktan yararlanmış, itirafçı olmuş ve FETÖ Borsası’na dair ne biliyorsa anlatmıştı. Anlattıklarının sadece firari Serkan Kurtuluş’a değil, siyasilere ve bazı yargı mensuplarına da uzandığı öne sürülüyordu. 

Tesadüf müdür: 

Tıpkı, hakkındaki iddianamede suçlandığı yöntemle... 

Kendisine “polis süsü” veren birileri tarafından, evinde, 5 yaşındaki oğlunun gözlerinin önünde öldürüldü. 

Ahmet Kurtuluş’un anlattıkları mı cezalandırıldı, daha anlatacakları mı engellendi? Belki de hiç yanıt bulamayacak bir soruydu bu. 

BİTİŞ Mİ, BAŞLANGIÇ MI

Şimdi... 

Eugène Ionesco’nun “İnsanı aydınlatan, yanıt değil, sorudur” sözünden güç alarak yazayım... 

Tesadüf müdür: Yeni İzmir Başsavcısı Kamil Erkut Güre’nin masasına ilk olarak bu organize cinayet dosyası geldi. 

Tesadüf müdür: Güre’nin selefi Ömer Faruk Aydıner, öldürülen Ahmet Kurtuluş’un da içinde olduğu FETÖ Borsası davasını açtıran isimdi. 

Tesadüf müdür: Başsavcı Aydıner İzmir’deki FETÖ soruşturmalarına bakan Okan Bato’yu terör savcılığından almıştı. Bato hakkındaki iddialar da Aydıner hakkındaki iddialar da, iki cephenin birbiri hakkındaki dosyaları da artık yüksek sesle dillendiriliyordu.  

Tesadüf müdür: Kurtuluş liderliğindeki suç örgütüne dair iddianamenin yazılmasından kısa süre sonra Başsavcı Aydıner Yargıtay’a “sürüldü.” Başsavcılık koltuğu cinayetten bir gün önceye kadar, 4 ay boş kaldı. 

Ve nedendir, bilmiyorum: 

Ahmet Kurtuluş’un “polis kılıklı” kişi tarafından evinde başından vurularak öldürülmesi, aklıma 4 yıl önce Ceylanpınar’da evlerinde başlarından vurularak öldürülen polisleri getirdi. Şehit polisleri kimin öldürdüğü bir türlü bulunamadı ama, cinayet, Türkiye’de “çözüm sürecinin” bitmesine neden oldu. 

Ahmet Kurtuluş cinayeti bir bitiş midir, yoksa ters manyel amacı mı taşıyor, zaman gösterecek.

Barış Pehlivan 
Odatv

Haber Kaynağı: OdaTv
------------------------------------------------------
Haber sitemiz 2010 yılından beri nette yayında.Yazın dostu her kesin yazabileceği bir anlayıştayız.Namuslu yazın dostları buraya yazabilir.egedesentez@gmail.com
-------------------------------------------------------
Yükleniyor...