İzmir de Ulaşım

Tarım, Çevre, Ekonomi ve Politika İlişkileri Masaya Yatırılacak!

Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) ve Türkiye Ziraatçılar Derneği paydaşlığında, “24 Ocak Politikalarının ve Ekolojik Yıkımların Kıskacındaki Türkiye Tarım Sektörü” panelini düzenlenecek. Ülkemizde tarım öğreniminin başlangıcının 180 yıl dönümü ve 24 Ocak Kararlarının 46. yıl dönümü kapsamında gerçekleştirilecek panel; 24 Ocak 2026 Cumartesi günü, saat 13.00’de, İzmir- Elhamra Sahnesinde düzenlenecek. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’nın kolaylaştırıcılığında yapılacak panelde; Muğla-Milas İkizköy Mahallesi Muhtarı ve çevre aktivisti Nejla Işık “Akbelen’de Ne oldu?”, Türkiye Ziraatçılar Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Şube Başkanı İlker Ağın “Tarım ve Çevre İlişkisi” ve Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yaşar Uysal “Tarımın Ekonomi Politiği” başlıklarında sunumlar yapacak.

21 Ocak 2026 Çarşamba 13:57

 

 


Panel içeriği hakkında bilgi veren Türkiye Ziraatçılar Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Şube Başkanı İlker Ağın, “İçinde bulunduğumuz günler, ülkemizde tarım öğreniminin başlangıcının 180. yıl dönümü. Aynı zamanda ülkemizi yaşadığımız koşullara taşıyan 24 Ocak Kararlarının 46. yıl dönümü. Ülkemizde Ayamama Çiftliğinde başlayan öğrenim tarihi boyunca, pek çok okullar ve enstitüler kuruldu; buralarda eğitim verenler ve eğitim alanlar tarımımızı günümüze kadar getirdiler. Diğer yandan 24 Ocak Kararları, neoliberal politikaların en vahşi biçimde uygulanmasının dönüm noktasını oluşturmaktadır. 46 yıl boyunca ülkemizin tarım ve gıda sisteminde elde ettiği kazanımlar ile oluşturduğu kurum ve kuruluşlar ya ortadan kaldırıldı ya da yozlaştırılarak amacından saptırıldı. Her durumda kaybeden üreticilerimiz ile tarım ve gıda sistemimiz ve dolayısıyla ülkemiz oldu. Bu süreçte ülkemiz, çok büyük değişimler ve dönüşümler yaşadı.

Kırsal nüfus kontrolsüz biçimde kentlere taşındı. Bu plansız göçler hem kentlerde hem de kırsalda pek çok sorunu gün yüzüne çıkardı.

 

Tarımsal üretimimiz, nüfusa orantılı olarak artmadı.

Tarımsal alanlarımız, su varlıklarımız, ormanlarımız ve meralarımız vahşi madenciliğe, kontrolsüz yapılaşmaya, her türlü amaç dışı kullanıma hızla kurban edildi.  Her geçen gün varlığını can yakıcı bir şekilde daha çok hissettiren küresel iklim değişikliği; verim kaybı, kuraklık, doğal afetler gibi sorunları da beraberinde getirdi.

Özetlenen olumsuzlukların daha fazla ötelenmeden etraflıca konuşulması, değerlendirilmesi ve kalıcı ve kapsayıcı çözümler için gerekli politikaların oluşturulması zorunlu hale gelmiştir. Panelde, tarım ve çevre ilişkisi bu çerçevede ele alınmaya çalışılacaktır” dedi.

 


Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yaşar Uysal ise tarımın ekonomi politiğinin daha ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade ederek, “Türkiye, geleneksel bir tarımsal üretim ülkesi. Her ne kadar gayrisafi yurtiçi hasıla içinde tarımın oranı yüzde 5 seviyesinden geriye düşmüş olsa da tarım sektörü bu rakamdan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Tarımsal üretimin girdi sağladığı sektörlerin elde ettiği katma değer tam anlamıyla hesaplandığında, tarım sektörünün ülke ekonomisi içindeki yeri daha gerçekçi ve hakkaniyetli değerlendirilecektir.

Halen istihdamın yaklaşık yüzde 15’i tarımdan sağlanmaktadır.

Kırsalda yaşayan çiftçilerin, kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte birini kazandığı acı bir gerçektir.

Tarımsal desteklemelerin, büyük bir politika aracı olarak sunulmasına rağmen dağıtılma şekli ve zamanı nedeniyle amaca hizmet etmediği ortadadır.

Bağdan-bahçeden-tarladan- ahırdan çıkan bir ürünün ‘çiftlikten çatala yolculuğunda’, üreticinin elinde kalan oran yüzde 20-25 bandında kalmaktadır. Geri kalan oran ise devlet ile aracılar arasında paylaşılmaktadır. Hiçbir üretim alanında böylesi dengesiz paylaşım söz konusu değildir.

Tarımsal üretim için gerekli girdiler her geçen gün zamlanmaktadır. Buna karşılık ürünlerin fiyatları, maliyet hesabına göre değil, alıcının insafına göre belirlenmektedir. Neoliberal politikaların temelini oluşturan ‘bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler’ mottosu, olanca acımasızlığı ve vahşetiyle tarım sektörünün üzerine çökmüştür.

Oldukça organize olan girdi ve ürün piyasalarında, çiftçi/üretici çok güçsüz ve çaresiz durumdadır. Bu sorunun gelişmiş ülkelerdeki çözüm yöntemi olan üretici örgütleri/kooperatifler, ülkemizde ne yazık ki çok yetersiz kalmaktadır.

Tarımın finansmanı başlı başına bir sorun alanıdır. Tarımı uygun koşullarda ve zamanında finanse edecek kamu kurum ve kuruluşları, görevlerini yeterli seviyede yapmamaktadır.

Tarımın bir üretim alanı olduğu kadar, ekonomi alanı ve hatta politik alan olduğu unutulmamalıdır.

Ekonomik, sosyal, politik ve kültürel boyutlarda; Türkiye’de olup bitenleri anlamak için tarımda olup bitenleri anlamak, tarımda olup bitenleri anlamak için de Türkiye’de olup bitenleri anlamak zorundayız. Tarım ve çiftçiler, dönüştürülen ülkemizde hem bir merkezdir hem de merkezdedir. Yeniden yapılanması gereken ülkemizde, bu gerçeklik anlaşılmadan yeniden inşa imkansızdır” diye konuştu.

Prof. Dr. Uysal, tarımın tüm paydaşlarını panele davet etti.

 

  
Yükleniyor...